İlme Hizmet, İnsanlığa Hizmet!

0542 334 91 14

Muhammed-ül-Emin İlim Kültür ve Eğitim Vakfı

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allahu Teala Hazretleri'ne, Salat’u selam kainatın efendisi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem ) efendimize O’nun al’u ashabına ve kıyamete kadar hidayete tabii olanlara olsun.

Muhammedül Emin Geredevi Feraset İlim ve irfan Vakfı kurucu kadrosu olarak 2001 senesinden itibaren gücümüz miktarınca asrımızın müceddidi Mahmut Efendi Hazretlerimizin (kuddise sirruhu) istediği şekilde Ümraniye’de Yusuf Güvenç abimiz, Hacı Osman Yılmaz ve Ahmet Yılmaz amcamızın bize tahsis ettikleri yerlerde eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam etmeye gayret gösterdik.

2012 senesinde Reşadiye Köyü Çınaraltı İlim Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kurduk. 2013 senesinin Ramazan ayında Ali Polat Hocamız ve Emin Otomotiv sahibi Emin Üstün abimizin önderliğinde Ümraniye’de büyük bir medrese, İslami ilimler eğitim akademisini bir vakıf çatısı altında sürdürmeye karar verdik.

Bu niyetle 18 temmuz 2013 Ramazan’ın 10’unda şeyhimiz Efendi Hazretlerimiz’den dua almak niyetiyle Uludağ’a gittik şeyhimizle görüşemedik fakat kardeşinin duası ve gönülden feyiz ve bereketini ümit ederek yola koyulduk.

Gayemiz yüce Allah’ımızın razı olduğu ve razı kıldığı birey ve toplumun ihyası, ehli sünnet ve’l cemaat ulemasının görüşleri ışığında Kur’an ve sünnetin doğru anlaşılıp yaşanılmasına katkıda bulunmak, özelliklede Efendi Hazretlerimizin "Bu dini ilmi az olanlar idare edemez. İstanbul boğaz köprüsünü bir marangoz yapabilir mi? Yapamaz. Bu şeriat çok büyük müessesedir. Bunun adamları da çok büyük olması lazım, küçük ilimle bu koca müessese idare edilemez. Bugün Türkiye’nin en muhtaç olduğu şey fıkıh alimidir.fıkıh hepten gitti. Bunu canlandırmanın çaresine bakalım. Türkiye’nin fıkıh bakımından çok fakirliği vardır. Çalışmadan düzelmez. Fıkıh bilmek için 15 sene okumak lazım, imamlıkla bile uğraşmadan hep fıkıhla uğraşmak lazım. Bütün fıkıh kitaplarını karıştıracağız, fena fi’l Kur’an fena fi’l hadis fena fi’l fıkıh fena fi’l akaid fena fi’l tasavvuf olacağız." Kibarı kelamarı üzerine ilk başta istifade ettiğimiz kıraat (kurra hocamız Suriyeli şeyh Ziyad), fıkıh (hocalarımız Muhammed Muvaffak) hadis (Nureddin Boyacılar Efendi)’te bir çalışma başlattık. Efendi hazretlerimizin "Ya rabbi hem ilim hem amel hem ihlas ver bizlere. Üçü bir arada olmadan olmaz." Buyurduğu üzere yüce Mevladan daha nice hizmetlerde ilim, amel ve ihlas üzere muvaffakiyetler temenni eder, Ümmeti Muhammedi içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtararak selamete kavuşturmasını niyaz ederiz.

“Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve Ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru olmaları umulur.” Tevbe 18
Muaz el-Cüheni (Radıyallahu anh) den rivayete göre,Rasülüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):”Her kim Kuran okur ve içindekilerle amel ederse kıyamet gününde anne ve babasına bir taç giydirecekki,güneş evlerinizde olsaydı o (taç) o güneşten daha ışık olurdu.(Yani o tacın ışığı güneşin ışığından daha güzeldir.) Ya o Kuran’la amel eden kişinin kendisi hakkında ne zannedersiniz? (Ebu Davud)
alihaydarefendi

Ali Haydar Efendi Hz. (k.s) Diyor ki;

"Dini mübini İslamın devam ve bekası emri bil maruf nehy-i anil münkerin devamına, dini mübini İslamın inkirazı (gerilemesi ve yıkılması) ise emri bil maruf nehy-i anil münkerin terkine bağlıdır."

efendi

Efendi Hz. (k.s) Diyor ki;

"Bizler dini tahsil etmemiz sebebiyle bir kuruş dahi azanamayacağımızı bilsek, açlıktan dahi ölsek bu ilme devam edeceğiz. Allah için okuyup, okutacağız."

"Bana soruyorlar bir emrin var mı? Var. Her mahalleye kız ve erkek medresesi açın. İslamı duymadıkları için dünya böyle oldu."

"Beni sevindermenin ne kadar iyi olduğunu bilseydiniz yarın akşama kadar hepiniz hoca olurdunuz. Mahmud’un gönlünü alın, Arapça okumakla alın. Bu insan kadar kendi canına düşman görmedim."

Hedeflerimiz - Amaçlarımız

Bizi dört yanımızdan kuşatmış bulunan Batı düşüncesi sadece kendi değerlerini dayatmakla kalmıyor,aynı zamanda bizim değerlerimizide hızla dönüştürüyor,tüketiyor bilgiyi ölüm makineleri üretme ve kendi dışındaki dünyayı köleleştirmede kullanıyor.Teknoloji Çağı diye isimlendirilen son iki asırda sadece iki dünya savaşında 60 milyon insan öldürüldü.İnsanı yücelten vasıflar kaybolarak toplumda ahlaki ve manevi çöküntü yaşandı.Bu sebeple şehirlerimiz,sokaklarımız,evlerimizin içi,hatta kalbimiz ve ruhumuz modernitenin işgaline uğramış durumda.Öyleyse hayatın bütün alanlarında İslam’ı yaşamakla emrolunmuş bir ümmetin varoluş gayesi,kendi değer yargılarıyla inşa edilmiş bir medeniyet tasavvuru oluşturmak ve İslam’ı bütün etkinliğiyle hayatın her alanında hükümferman kılmaktır.

Bu durumu bir çürüme olarak okuyor ve bu gidişata mutlak surette sistemli ve çok yönlü mukabelelerde bulunmamız gerektiğini biliyor,çağı cahiliyye çağına çeviren,toplumun itikadi düşüncesini tarumar edip imanına şüpheler isal edecek derecede onu çepeçevre kuşatan ğayri islami değer yargılarını Müslüman zihninden tecrit etmeyi ve tevarüs ettiği sahih ilmi birikimi bir sonraki nesle ulaştırmayı düşünüyoruz.

Bir taraftan yaşadıkları dönemde İslam itikadını bulandırıp şüpheler uyandıran felsefi düşünceler karşısında sarsılmaz bir kale gibi duran İmam-ı Rabbani,Şahı Nakşibend,İmam-ı Gazali,İmam-ı Azam gibi büyük ilim ve fikir adamlarının,diğer taraftan Anadolu bozkırlarında defalarca haçlı ordularını geri püskürtmüş ve Mescidi Aksa’nın işgali esnasında yıllarca bir kerecik güldüğü görülmemiş,ila-i kelimetüllah uğrunda 20 sene çadırda yaşamış Selahattin Eyyübiler gibi insanların yetişmesi Rabbimizden niyazımızdır.

Style Switcher

Layout Style

Predefined Colors

Background Image